Baharat tutkusu ile 28 yılda 32 ülke gezdiler!

Yüzyıllar boyunca uğruna savaşlar yapılmış, insanlar ölmüş, milyonlarca altın ve para harcanmış, aynı zamanda da bir o kadar servet kazandırmış baharatlar gerçekten insanoğlu için bir tutku haline gelmiş. Elbette kıymetini bilen insanlar için. Kimimiz pek önemsemeyiz ancak kimilerimiz içinse baharatsız bir yemek asla düşünülemez. Bazı insanlar içinse bunlar baharattan da öte, birer eşsiz maden!
Kanadalı Ethné ve Philippe Vienne çifti, 28 yıldır baharatın izini sürüyor ve kendilerine `spice hunters` yani `baharat avcıları` diyorlar. Baharat avcısı bu çift 28 yılda tam 32 ülke gezmişler. Amaçlarını ise şöyle açıklamışlar: “Birinci ilkemiz; baharatın en iyisini almak. Her bölgenin kendine özgü ve dünyanın başka bir yerinde bulunmayan baharatı var. Onları keşfediyoruz. İkincisi, baharatları işlenmeden yani doğal haliyle bulmak. Baharat pazarlarına güvenemiyoruz. Bu yüzden karabiberi toz halinde değil de top şeklinde almak daha doğru. Üçüncüsü ise baharatları yetiştiren ve yemeklerinde kullanan insanların geleneklerine saygı göstermek. Onların yöntemlerine göre baharatları toz haline getiriyoruz ve yemekte nasıl kullandıklarını bizzat evlerine misafir olarak öğreniyoruz.`
Bu iki baharat avcısı yıllar süren yolculuklarında öyle bilgi edinmişler, baharat konusunda öyle usta olmuşlar ki hangi baharatın en güzel hangi ülkede yetiştirildiği, ne şekilde işlenip saklanabileceği konusunda birer baharat gurmesi olmuşlar. Onlara göre en iyi kırmızıbiber ve sumak Türkiye’de yetişiyor.
Ethné ve Philippe Vienne çiftinin bu baharat tutkusu aslında yıllar evvel yapılan o şiddetli baharat savaşlarını, baharat yolunun hikayesini, kral sofralarının neden en özel malzemelerinin baharat olduğunu ve altın kadar paha biçilemez olduklarını çok iyi anlatıyor.





